7 Aralık 2015 Pazartesi

MHP Genel Başkanlığı’na adaylığını açıklayan Meral Akşener,

Yeniçağ gazetesi yazarı Arslan Tekin’e konuşan Meral Akşener, MHP’nin kurultay sürecine ilişkin soruları yanıtladı. Akşener, “MHP bir erkek partisi gibi görülüyor. Bu handikabı nasıl aşacaksınız?” sorusuna “Anadolu’da pompalanan bir dil bu... Ama yanlış; çünkü, evet, kadının arkasında namaz kılınmaz; doğrudur. Ama ben imamlık yapmaya gelmiyorum. Ben Türkiye’ye başbakan olmak istiyorum” yanıtını verdi.
İşte Meral Akşener’in röportajı:
- Meral Hanım yola çıktınız. Hayırlı olsun. Nasıl karar verdiniz? Epey düşündüğünüzü anlıyoruz.
Şimdi şöyle oldu: 1 Kasım’da, Milliyetçi Hareket Partisi 11.9’luk bir sonuçla karşılaşınca tabandan bana da yansıyan bir tepkiyle karşılaştım. Yani biz 2002’de üzgündük. Şimdi 1 Kasım 2015 seçimlerinde dava arkadaşlarımız, ülküdaşlarımız kızgındılar. Bu kızgınlık yılgınlığa dönüşecek bir durum gördüm. Çok yoğun bir şekilde olağanüstü kongre talebini dile getirmem gerektiğini ve sonrasında da bu büyük kongreyi topladıktan sonra da genel başkanlığa aday olmam şeklinde, gerçekten Türkiye’nin her tarafından dava arkadaşlarımdan bir taleple karşılaştım. Çünkü insanlar kendi kendilerine “Hadi bakalım ben bir genel başkan adayı olayım da ne olacak bakalım” diyemezler. Bir şey daha söyledi ülküdaşlarım, kamuoyunda, yani hem MHP’nin seçmeninde, hem de bizim partimizin dışında çeşitli sosyal ve siyasî kesimlerde yer alanlarda bana karşı bir sempatinin, sevginin bulunduğunu, bu sevgi ve sempatiyi Milliyetçi Hareket Partisi saflarına katmamızın doğru olacağın o sebeple de aday olmamı söylediler. Ben de bu taleplere “Evet.” dedim.
‘ÇIKACAK SONUCA SAYGILIYIM’
- Siz aday olurken bütün zemini yokladınız, çok kişiyle istişare ettiniz. Şu anlam çıkabilir mi: Kazanacağıma inanmasam, yola çıkmam…
Hayır, yok... Seçimlerde öyle bir garantimiz olmaz. Ben sadece çok geniş alanda, çok geniş kesimlerle istişare yaparak bir ortak aklı hayata geçirmeye çalıştım. Bu ortak akıl çerçevesi içinde aday oldum. Ama bunun neticesinde bir sonuç çıkacak. Bu sonucu olağanüstü kurultay delegelerimiz belirleyecek. Sonuçta bu bir seçimdir. Ben kazanacağımıza inanıyorum ama nasıl bir sonuç çakarsa ona saygılı olacağım.
- Ama son kurultayda 1150 delege, tamamı -tek aday olduğu için de olabilir- Devlet Bey’e oy verdi. Bir kabul, bir beğenme olmasa, oy vermemek de düşünülebilirdi. Çünkü ne oy verildiğini kimse bilmiyor. Bunların içinde sıyrılabileceğinizi düşünüyor musunuz?
Güzel tarafı bu. Ben ve benim gibi aday olacak olanlar, 1150 delegenin yani Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’ye oy veren ve hâlâ görevi devam eden bu arkadaşlarımızın karşısına çıkalım bizi tartsınlar. Ben buna razıyım. Hep beraber tartılalım. Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi de dâhil olmak üzere... Neden çekiniyor ki... Delege aynı delege... Onu tasvip eden, onu genel başkan seçen delegeler... Onun için korkacak bir şey yok... Birincisi bu... İkincisi; eğer biz 1 Kasım’da 11.9 yerine yüzde 20-25 alsaydık, sizinle bu röportajı yapmıyor olacaktık. Yani 2. bir parametre nedir? Seçim yenilgisidir. Bu seçim yenilgisinin niçin olduğu, neden olduğu sorumluluğu konusunda bu olağanüstü büyük kurultaya ihtiyaç var. Keşke Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi kurultayı toplasaydı ve kardeşlik ruhu içinde, ülküdaşlık hukukunun korunduğu bir kongre, büyük kurultay yapabilseydik. Şimdi mecbur kaldık... Bu bir mecburiyet. Şimdi gidip delegelerimizden noter onaylı olağanüstü çağrısı kurultay talep ediyoruz.
- Dışarıdan bakılanı söylüyorum, MHP bir erkek partisi gibi görülüyor. Sert görünüyor, çatık kaşlı görünüyor. Siz de aslında bir kadın olarak tatlı sert bir görüntü veriyorsunuz. Bu handikabı nasıl aşacaksınız? Bu görüntüyü değiştirebilecek misiniz? Değiştirebileceğinize İnanıyor musunuz?
Siz de gayet iyi bilirsiniz ki, biz 1980 öncesinin insanları olarak birbirimizi kadın, erkek, şu şehirli, şu etnisiteye ait, inanç anlamında söylüyorum, şu mezhepten bu mezhepten diye birbirimizi tanımlamadık. Biz dava üzerinden tanımladık. Dolayısıyla ben MHP’ye bir haksızlık olduğunu düşünüyorum bu söylemin. Delegelerimiz beni, kadın olduğum için değil, 22 yıldır aktif siyaset yapmış bir politikacı olarak değerlendirecektir. Ona inanıyorum... Kadın üzerinden, cinsiyet üzerinden MHP delegelerinin değerlendirmeyeceğini biliyorum. Dışarıdan tarif edilen, yani karalamak amaçlı, zayıflatmak amaçlı yaklaşımların kendi arkadaşlarımız tarafından kullanılması yanlış. Anadolu’da pompalanan bir dil bu... Ama yanlış; çünkü, evet, kadının arkasında namaz kılınmaz; doğrudur. Ama ben imamlık yapmaya gelmiyorum. Ben Türkiye’ye başbakan olmak istiyorum. Onun için bu yola çıktım. Biz Tomris Hatun’u dinleyerek büyüdük. Kağanın arkadaşlarına seslenip: “Ben sizin hanınızım”, sonra yanındaki eşine dönüp “Bu da benim han’ım” dediği bir coğrafyadan, bir iklimden, söz ikliminden, fikir ikliminden geliyoruz biz. Dolayısıyla, beni boş verin, en önemlisi, MHP’de aktif görev yapan kadınlar için çok incitici bu.
‘İLETİŞİM EKSİKLİĞİ VAR’
- Siz dindar bir insansınızın. Hacca da gittiniz. Dinî vecibeleri de yerine getirdiğiniz belli. Din ve siyaset noktasında nasıl bir tavır alacaksınız?
Şimdi temel şey şu: Türkiye’de dindarlık üzerinden büyük bir istismar yapıldı. MHP, şurada yüzde 30’luk bir alan var, burada yüzde 70’lik bir alan var. Bu yüzde 70’lik seçmen kitlesi, çeşitli partilere bölünüyor, biz de bir kısmının oyunu alıyoruz. Bize yüzde 30’luktan da oy geliyor. Ama bu yüzde 70’in çok büyük oranda MHP’ye oy verebilirliği ölçülüyor. Şimdi MHP tam bu merkezin ortasında bir yerde. Biz birbirimizi daha iyi anlayacağız sizinle. Yüzde 70’in oyunu almak için bu tarafı kötüleyen bir dil var. Bu taraftan da diğer tarafı kötüleyen bir dil kullanılıyor. Moda tabirle iki mahalle birbirinden dehşet ayrılmış durumda. Dün başörtüsü sebebiyle kadınlar korkuyordu, diğer tarafta kadınlar açısından söylüyorum, hayat tarzları değişeceği konusunda bir korkular var. MHP, bu iki korkuyu da ortadan kaldırabilecek bir siyasî harekettir. Fikriyle, bugüne kadarki yaptığı çalışmalarla, hani devlet-millet barışması dilebileceğimiz bu konuyu kesinlikle başaracak bir konumdadır. Yüzde 30 tarafından da, yüzde 70 tarafından da oy alacaktır ama yüzde 70’in en çoğunu MHP potansiyeli almaya hazırdır. Bizde benim gördüğüm şu: Genel bir iletişim problemimiz var.
- İletişimsizlikle neyi kastediyorsunuz?
Meselâ ben çok çalışkan bir insanımdır. Yani muhatabım 40 miting yapıyorsa ben bunu 50’ya çıkarmaya çalışırım. Siyasî hayatımda iddialı ve çalışkan bir insanımdır. Diğer taraftan ben yıllarca kendimi taban politikacısı olarak tarifledim. Seçmenle iletişimi öne koyan bir politikacıyım.
- Yani Salıdan Salıya konuşacak değilim diyorsunuz!
Ben çok çalışkanım. Öyle söyleyeyim...
- Her yere koşacağım, ihtiyaç duyulan her yerde olacağım, diyorsunuz...
Meselâ inşallah seçilirsem Hakkâri veya Şırnak’ta da bir düğüne gideceğim.
- Çok çalışkanım dediniz, her yere koşturacağım dediniz. Demek ki, adayım deyip de, delegeden sonucu beklemeyeceksiniz. Anadolu’ya çıkacak mısınız?
Çıkacağım. Arkadaşlarımla da konuşuyoruz. Önce nereden başlayacağız, ne edeceğiz, daha kararlaştırmadık. Çünkü bir ortak akıl ve istişare mekanizmasını da devreye koydum. Kararı arkadaşlarımızla alacağız.
- Yani bir plan içinde yürümek istiyorsunuz...
Tabiî, tabiî... Ben şu anda delegelerimizi arıyorum. Zaten daha açıklama da yaptık. Dün akşam bir televizyon kanalına gittim. Bugün sizinle beraberim. Böyle hızlı bir sistem içinde çalışıyoruz. Bir de şu var. Sonuç ayrı bir konu, bütün bu çalışmalar MHP’ye bir aktivizm getiriyor, dinamizm getiriyor, umut ortaya koyuyor. Rekabet iyi bir şeydir.
- Peki “yukarısının” bu rekabete razı olabileceğini düşünüyor musunuz?
Şu ana kadar aldığımız sinyaller olmadığına dair bir kanaat uyandırdı.
- Neye bağlıyorsunuz aksülamel göstermelerini? Küçük olsun, benim olsun düşüncesi mi?
Bu konuda ne söyleyeyim ki... Her şey gün gibi ortada. Söylenen sözlerin benim için bir önemi yok. Çünkü biliyorum ki, herkesin çalışması gerekir. Evet biz, büyük kurultay için gayret ediyoruz ama, sonuçta MHP konuşuluyor. Kaç gündür MHP konuşuluyor farkında mısınız...
Bu ne kadar güzel bir şey... Ben diğer aday arkadaşlara da başarılar diliyorum. Bakın, önce Sayın Sinan Oğan bir açıklama, MHP konuşuldu. Sonra Sayın Koray Aydın bir açıklama yaptı, MHP konuşuldu. Ben bir açıklama yaptım MHP konuşuluyor... Ne kadar güzel bir şey... Seçim zamanı böyle konuşulmadı MHP. Şimdi Türkiye’de MHP konuşuluyor. Ne kadar hoş bir şey... Bu netice partiye artı değer getiren bir şey.
- MHP’de kanaat önderlerine önem verirler. Gerçi Genel Merkez ne kadar önem veriyor bilmiyorum. Danışmanları var mı, yok mu, ya da gidip danıştıkları, fikir, sordukları var mı, yok mu bilmiyorum ama bir “büyükler” kitlesinden bahsedebiliriz, bir “aksakallar” kitlesinden bahsedebiliriz. Siz bunlarla görüştünüz mü? 
Ben onlara “ağabeyler takımı” diyorum, kararı açıklamadan evvel birçok ağabeyimin görüşünü aldım. O neslin ağabey konumunda olan büyüklerimizle görüştüm. Hem görüşlerini aldım, hem hayır dualarını aldım. Yaşım gereği, ben bu yapının en çok çile çekmişlerini yakından tanıyorum. O döneme ilişkin çok, çok ağır hatıralarım var benim... Hatırlarsınız, her şehir kendi mahkûmuyla ilgilendi. Bizim Kocaeli’ne Karabük sanıkları geldi. Onların mahkemelerini ağabeyimle beraber takip ettik. Öyle acı şeyler gözlemledim ki... Bıyıkları kerpetenle yolunmuş arkadaşlar gördüm. Ağızları kan içinde... Ranza telleriyle işkence edilmiş arkadaşları gördüm. O mahkeme kapısı önünde sapsarı olmuş, gözünün feri sönmüş, yaşlı analar, babalar gördüm. Genç gelinler gördüm kucaklarında çocukları, şekerli su içirilen çocuklar gördüm. Dolayısıyla benim en yoğun kaygı duyduğum, vefa duyduğum, her şart altında onların karşısında duruşumu bozmadığım, ak saçlılardan bahsediyorum, daha genç olanları da var, hayatlarını istikballerini verdiler. O arkadaşların görüşleri benim için çok önemli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder